Filyos un Sinemaları

Bir zamanlar Filyos, bugünkünden çok daha az nüfusa sahip, küçük bir kasaba idi. Herkesin birbirini tanıdığı, yolda karşılaştıklarında mutlaka selamlaştıkları, komşuların birbirine can yoldaşı olduğu o devirde halkın en büyük eğlencesinin sinemalar olduğunu kaç kişi hatırlar acaba?
O küçük Filyos’ta iki sinema vardı. Biri belediyeye aitti ve genellikle vurdulu, kırdılı yerli filmler oynatırdı. Hayatımda gördüğüm en saçma filmler olan Killing ve Tom Miks’i orada izlemiştim. Bir de Uçan Adam vardı. İşin tuhafı, ben bu Uçan Adam’ın hayranıydım ve hiçbir filmini kaçırmazdım.
Belediye Sineması, çok küçük ve inanılmayacak derecede eskiydi. Kışın soğuk, yazın sıcak olurdu. Oturma yerleri tahtadan, derme çatmaydı. Ama ışıklar sönüp te beyaz perdede görüntüler hareket etmeye başlayınca bütün bu olumsuzluklar unutulurdu.
Diğer sinema ise Ateş Tuğla Fabrikası’na aitti. Fabrikanın sineması, Belediyeninkinden daha ferah ve daha büyüktü. Koltukları yeniydi. Fındık fıstık yemek, gürültü patırtı yapmak, kesin yasaktı. Aksi takdirde Adem Bey büyük bir hışımla bunu size hatırlatıverirdi. Kapıda bilet kontrolü yapan ve aslında yetenekli bir müzisyen olan bu adamın, nasıl bir gestapo şefi edasıyla görevini yapmaya çalıştığını da hatırlayan kalmamıştır eminim. Bu sinemada haftada iki filim gösterilirdi. Pazartesi, salı ve çarşamba geceleri yabancı, perşembe, cuma ve cumartesi geceleri ise yerli filim oynardı. Bazan bu sıralamanın değiştiği, haftanın ilk yarısına yerli, ikinci yarısına ise yabancı filimlerin konduğu da olurdu. Gündüz seansı ise sadece Cumartesi günüydü. Sitedeki sinemanın geniş bir sahnesi vardı. Zaman zaman konserler verilir, piyesler oynanır, okulların müsamereleri düzenlenir, anma toplantıları ve nikah törenleri yapılırdı orada.

Lale Oraloğlu.
Kimbilir kaç ünlü tiyatro oyuncusu, saz ve ses sanatçısı ve şovmen gelip geçmiştir o sahnenin kulisinden, Filyosluların alkışlarını alarak. Benim unutamadıklarımdan biri Lale Oraloğlu’dur. İki kez Filyos’u onurlandıran bu büyük sanatçıyı sevgiyle, saygıyla, rahmetle anıyorum. Onun, Vatan Yahut Silistre’seki repliklerinin, hala o sinemanın tozlu perdesinde durduğundan, Ne Çıkarsa Bahtına’daki kahkahalarının, duvarlarında gezindiğinden hiç kuşkum yok. Bundan kırk yıl önce, dekorlarını, ışık setini, tüm sahne malzemelerini kamyona yükleyip Filyos’a kadar gelen bu eşsiz tiyatrocuyu unutmak mümkün müdür? Biz unutmadık. Ama unutanlar da vardır mutlaka. Bundan kırk yıl önce, o küçücük Filyos'ta bir değil tam iki sinema olduğunu unutanlar gibi.
Load disqus comments

2 yorum