Filyos İlçe Olur mu?


Doğrusu bunun heyecan verici bir öneri olduğunu kimse inkar edemez. Ama, aynı zamanda, gerçekleşmesinin çok zor olduğunu da kabul etmek gerekir. Hele hele, ilçe olmabaşvurusunu yapıp yıllardan beri beklemekte olan yüzlerce beldeyi Filyos’la kıyaslayınca, bu işin neredeyse imkansızlığına hükmedeceği gelebilir insanın. Bir beldeyi durup dururken ilçe yapmazlar elbette. Bunun belli bazı kriterleri, ölçütleri vardır.
Gerçi, sarışın güzel kadının ülkeyi sürmenaj ettiği yıllarda, anlamsızca ilçe yapılan köyler, il yapılan ilçeler az buz değildi. Pek demokrat(!) Adnan Bey de Aksaray’ı vilayetlikten, bir gecede ilçeye dönüştürüvermişti. Niğde’yi vilayet yapmış, Aksaray’ı da ona bağlamıştı bir güzel. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin hilafeti bile geri getirebileceğini haykıran Menderes, Aksaray’ı köy de yapabilirdi ya, neyse...

Hükümet politikasına intikam duygusu ya da aptallık egemen olduğunda başka türlüsünü beklemek abes olurdu zaten.
Şimdi başımızda böyle bir hükümet yok. Tam tersine, yeni ilçeler kurulmayacağını peşinen kamuoyuna duyurmuş bir hükümet var. Çünkü bu iş, bedavaya olmuyor, belli bir maliyet söz konusu ve hükümet ele güne rezil olmamak için kamusal harcamaların özellikle gösterişli olanlarını, kimsenin gözünün yaşına bakmadan kısıyor. Dünyadaki ekonomik krizin Türkiye’yi teğet geçtiği bir dönemde, il ya da ilçe olma talepleri, hükümet yetkilileri tarafından sadece gülümseme ile karşılanıyor.
İşin ilginç yanı, bir ilçenin il olması, bir beldenin ilçe olmasından daha az yük getiriyor devlete. Bunun nedeni, bazı kurumların zaten ilçe düzeyinde de var olması. Böylece, örneğin, kaymakamlık tabelası indirilip yerine valilik tabelası asılmakla Vilayet Konağı sorunu halledilebilecek. Aynı şekilde, ilçe müdürlükleri tabelaları alınıp yerlerine il müdürlüğü tabelaları konacak. Oysa, örneğin Filyos gibi bir belde ilçe olurken, öncelikle kaymakamlık ve çeşitli ilçe müdürlüklerinin binalarının inşa edilmesi gerekecek.
Gerekli alt yapının tamam olup olmaması da maliyeti artıracak kuşkusuz. Elektrikten yola, içme suyu şebekesinden kanalizasyona varıncaya kadar birçok bir çok kalem, ilçe olmanın vaz geçilmez koşuludur. Bunları çözmeden, parlamentonun kapısını çalmak, ne derece akıllı bir politika olur acaba?
Belediye başkanımızın verdiği beyanatlardan da anlaşılıyor ki, Filyos’ta hala ciddi alt yapı sorunları vardır. Bunlar çözülmeyecek sorunlar değildir ama zaman alacaktır.
İlçe olmaya kalkışan beldenin ekonomik, kültürel ve kentsel olarak büyüme ve gelişme imkanına sahip olması gerekir. Sınırları içerisinde önemli fabrikalar olan ya da geniş çaplı endüstriyel tarım yapılan beldeler bu bakımdan avantajlıdır. İlk ve orta eğitim okulları, yüksek okullar, meslek okulları, üniversite gibi eğitim kurumlarının varlığı da bir beldeye ilçe olması konusunda büyük bir destektir. Ama asıl önemlisi, geliştikçe büyüyecek olanilçenin, coğrafi genişlemeye müsait olmasının zorunluluğudur. Örneğin, dağlar arasına sıkışmış, engevbeli bir arazide kurulmuş bir ilçe asla kentsel olarak genişleyemez. Bunun en trajik örneği sevgili Zonguldak’ımızdır
Bazan bir beldenin özel durumu orayı ilçe, hatta il bile yapabilir. Zonguldak böyle il olmuştur. Cumhuriyetten önce bir köy olan il merkezimiz, sahip olduğu stratejik yeraltı zenginliğinden dolayı 1924 yılında vilayete dönüştürüldü. Ancak, son derece engebeli olan şehir arazisi, zamanla, kentsel gelişmenin önüne en büyük engel olarak dikildi.. Bir çok kamusal yatırım, bu yüzden yıllardan beri yapılamamaktadır. Bunlar arasında, kapalı spor salonu da vardır. Düşünün, Zonguldak’ta kapalı spor salonu yapılacak bir alan yok. Zonguldak’ta kentleşme süreci, çimdi geriye doğru işliyor ve şehir hızla kan kaybediyor. Bu durumda, yakın bir gelecekte, vilayet merkezi başka bir yere, mesela Filyos’a taşınır mı acaba?
Böyle bir eğilim olsa bile, Filyos’un da kentsel gelişime uygun bir coğrafyası olmadığını hatırlatmalıyım. Önü denizle kapalı, sahil alanı dar, çevresi kademeli olarak yükselen dağlarla çevrili beldemizin nüfustaki sürekli artışa cevap verecek bir kapasitesi yok. Gerçi, batısında, kendi adıyla anılan bir vadi mevcut. Ancak bu vadi, Filyos beldesinin sınırları dışında kalmaktadır. Fakat, bir ilçe olma durumu söz konusu olduğunda mevcut sınırların değiştirilebildiğini unutmamak gerekir.
Görüldüğü gibi, ilçe adayı beldenin nüfus yönünden gelişmiş olması, bu gelişmişliği nasıl kaldırabileceğini göstermesi bakımından önemlidir. Eğer Filyos aday olursa, nüfus bakımından çok gerilerde kalacağını söylemeye gerek yok herhalde.
Mesela, çoğu kişinin adını bile duymadığına emin olduğum Pursaklar diye bir belde var. Üç yıl önce, ilçe olma başvurusu yapmış bu beldenin nüfusu kaç biliyor musunuz? Tam 100.000.
Çok uzaklara gitmeye gerek yok. Burnumuzun dibinde ilçe olmak için yanıp tutuşan iki belde var. Kilimli ve Kozlu. Kilimli’nin nüfusu 24.000, Kozlu’nunki ise 32.000. Sizce hangisi daha yakın duruyor ilçe olmaya? Kilimli ve Kozlu mu, yoksa Filyos mu? Tabii ki, Kilimli ve Kozlu. İlçe olalım derken, bir de bakmışsınız Kilimli’nin beldesi oluvermişiz (!).
Bir de nüfusu Zonguldak’ı bile katladığı halde il olamayan ilçeler var. Mesela Tarsus. 230.000 nüfuslu bu şehirden kaç tane Filyos çıkar dersiniz? Alanya, Gebze, Nazilli ve bizim Ereğli’yi de unutmamak gerek. Bu ilçeler il olmayı çoktan hakettikleri halde çeşitli nedenlerle il yapılmadılar.
Bütün bu olgular göz önüne alındığında, Filyos’un beldeden ilçeye terfi etmesinin kolay olmadığı anlaşılıyor. Hele hele, deniz ve çevre kirliliğinin giderek arttığı, Ateş Tuğla Fabrikası’nın kapandığı, yeni istihdam olanaklarının yaratılmadığı, arkeolojik kazının beklenen sonuca ulaşamadığı bir Filyos’un, belde statüsünü kaybetmesi bile mümkündür.
Load disqus comments

0 yorum