Bir zamanlar Zonguldak, büyük bir sanayi şehriydi. Sadece kent olarak değil, bütün bir vilayet bir uçtan öbür uca Türk ağır sanayiinin merkezi konumuna gelmişti. Demir Çelik fabrikaları, kömür ocakları ve işleme tesisleri, elektrik santralleri, çimento, kağıt, refrakter malzeme gibi endüstriyel üretim fabrikaları, limanlar, demiryolları sayesinde, Zonguldaklılar gittikçe artan bir refah içinde yaşıyorlardı. Türkiye’nin bir çok yerine göre, bu bölgedeki yaşam kalitesi ve standardı oldukça yukardaydı ve devamlı yükselme eğilimi göstermekteydi.
Söz konusu tesislerin ve fabrikaların hepsi devlete aitti. Çoğu ve en önemlileri, Cumhuriyetimizin ilk yıllarında, milletimiz büyük yoksulluk içindeyken inanılmaz fedakarlıklarla kurulmuşlardı.
![]() |
| Lojmanlar, Cumhuriyetin ilk dönemlerindeki modern kent planlamacılığının ve mimarisinin en yetkin örnekleriydiler. |
Fabrikalar, kuruldukları yerlere sadece ekonomik gelişme ve refah getirmediler. Yeni ve modern bir yaşam tarzını da halka ulaştırdılar. Cumhuriyetimizi kuranların, bilerek ve isteyerek yaptıkları bir tercihti bu. Fabrikalarla birlikte oluşturulan lojmanlarla devlet, aynı zamanda kentsel bir düzenleme ve donatı gerçekleştirmekteydi.
Lojmanlar, lokalleri, misafirhanesi, reviri, bekar pavyonu, sineması okulları, alışveriş merkezleri ve spor kompleksleriyle muhteşem bir bütünlük oluşturmaktaydı. Zonguldak, Filyos ve Karabük örneklerinde açıkca görüleceği gibi, bunlar gelişigüzel yapılmış inşaatlar değildi. Bilinçli olarak üretilmiş mimari yapılardı.
Bu yapıların, Cumhuriyet’in ilk mimari örnekleri olarak, korunup saklanması gerekmektedir. Tıpkı Safranbolu evleri gibi, Filyos Sümerbank lojmanları da, belli bir döneme ait sosyal ve kültürel yaşamın kentsel yansımasıdır. İlerde, bugünkünden daha fazla sosyolojik araştırmalara konu olacak tarihsel belgelerdir. Bu bakımdan bir an önce sit alanı ilan edilip, lojman yapılarının tarihi eser sınıfına sokulması gerekmektedir.
Belediye Başkanı da bu konuya duyarsız kalamaz. Söz konusu olan yakın tarihtir, ortak geçmişimizdir. Ve esefle söylemek zorundayım, 60 yıldan bu yana Filyos’ta benzer bir kentsel düzenleme yapılamadığı gibi, benzer güzellikte evler de inşa edilememiştir. Bunun sorumlusu, kusura bakmasınlar ama gelmiş geçmiş bütün belediye başkanlarımızdır. Yeni başkanın da bu konuda umut vermediğini herkes görüyor. Ağzına bile almıyor. Nasıl alsın ki? Aklına gelmeyen bir konuda, doğal olarak, ne bilgisi var, ne de fikri.
Ondan istenen, öyle büyük çabalar da değil. Sadece, Filyos’un en güzel, en değerli bölgesine, Sümerbank’ın tarihi lojmanlarına sahip çıksın, ilgili yerlere başvurularını yapsın yeter. Ama diyorum ya, umudum pek yok. Şehrin ortasından şehirlerarası yol geçirmeye çalışan, bunu yaparken tarihsel eserlere zarar verme riskini göze alan birisi o. Üstelik Karayollarının önerisinde yolun farklı alandan geçirilmesi söz konusuyken.
Yol, bir kent için çok önemlidir. Yolun geçtiği yerde arazi fiyatları artar, kentin gelişimi o yönde olur. Terkedilen eski yolun ise önemi azalır ve arazi fiyatları düşer.
Şimdi insanın içine de bir kurt düşmüyor değil. Herşey bir yana Filyos’un doğal gelişimi Batı yönünde olması gerekirken, tam aksi yönde bir bloke olma durumu süz konusudur. Bu ciddi bir şehircilik hatasıdır.
Filyos’un içinden koca bir demir yolu geçiyor zaten. Karayolunu da ortaya koyarsak, çirkin, tozlu, mazot kokulu, TIR’lı, kamyonlu, minibüslü sıradan bir Anadolu kasabası olur çıkarız.
Belediyenin görevi halka iş ya da aş bulmak değildir. Bunlar merkezi hükümetin görevidir. Belediye, beldede yaşayan insanların yaşam kalitesini yükseltmekle yükümlüdür. Beldeyi güzelleştirmek de bu yükümlülüklerden biridir. Filyos’ta güzel olan ne vardır. Allah’ın verdiği denizi ve kumsalı bir yana bırakırsak, insan eliyle yapılmış, Sümerbank lojmanlarından başka, güzel diyebileceğimiz ne vardır? Belki bir kaç okul, belki yeni yapılmış bir iki yol, başka? Başkası yok. Ormanda bir dinlenme tesisiniz mi var? Herkesin gidebildiği, çok amaçlı bir kütüphaneniz mi var? Bir sinemanız, bir tiyatronuz mu var? Antik kentiz diyorsunuz da, 60 yıldır kurabildiğiniz bir müzeniz mi var? Yazın herkes denizde yüzüyor. Peki kışın? Kışları da yüzebileceğiniz bir kapalı yüzme havuzunuz mu var? Yok, yok, yok.
Belediye Başkanı önce elindeki güzelliklerin değerini bilmeli, onları koruyarak, geliştirerek Filyos’u güzelleştirme ve kalkındırma harekatına başlamalı. Gerekirse lojmanları satın almalı ve ihya etmeli. Satın alamıyorsa, Belediye olarak, gereken bakım ve temizliğini yapmalı, sosyal imkanlarını yeniden halka açmalı, yıkılan kısımları yeniden inşa etmeli, lojmanları yaşayan, mamur bir mahalle haline getirmeli. Bunun için sit alanı ilan edilmesi dahil ne gerekiyorsa yapmalı. Gerekirse, Ateş Tuğla ile bir protokol yapıp tüm alanı devralmalı.
Mazeret üretme devri bitti.
Zamanında, lojmanlardaki lokali yıkıp üstünden sahil yolu geçirmeye kalkışacak kadar dişini gösteren Belediye, şimdiki Ateş Tuğla yönetimini ikna etmek için her yolu denemelidir.

2 yorum